-

-

19 Aralık 2014 Cuma

Romatizmal Hastalıklar Okulu

Prof. Dr. Ömer Kuru, 20 Aralık 2014 Cumartesi günü Mecidiyeköy Kültür Merkezi'nde, Romatizmal hastalıklar, belirtileri ve tedavi yöntemlerine dair merak edilen soruları cevaplayarak en son gelişmeleri sizlerle paylaşacaktır.Ücretsiz etkinliğe tüm halkımız davetlidir.







Mecidiyeköy Kültür Merkezi Adres: Fulya Mah. Ali Sami Yen Stadı Yanı
Katlı Otopark Üstü - Kat 6 - Mecidiyeköy
Telefon 0212 288 90 72-73

2 Aralık 2014 Salı

TÜRKİYE’DE HER 200 KİŞİDEN BİRİ ROMATİZMA HASTASI

Prof. Dr. Kuru: Türkiyede Her 200 Kişiden Birinde Romatoid Artrit VarRomatizma ve Ağrı Derneği (RADER) Başkanı Prof.Dr. Ömer Kuru, “romatoid artritenin (RA)(iltihaplı romatizma)” Türkiye’de her 200 kişiden birinde görüldüğünü söyledi.
Romatizma ve Ağrı Derneği tarafından Anemon Otel’de “2. Karadeniz Romatoloji Günleri” sempozyumu düzenlendi. Düzenlenen sempozyuma İstanbul Üniversitesi,Şişli Etfal Hastanesi, Medeniyet Üniversitesi,Tekirdağ Üniversitesi, Giresun Üniversitesi ve OMÜ’deki fizik tedavi uzmanları, fizyoterapistler, aile hekimleri ve öğretim üyeleri katıldı.
Romatizma hastalıklarının dünyada görülen en yaygın hastalıklar arasında olduğunu belirten RADER Başkanı Prof.Dr. Ömer Kuru, “Romatizma dediğimiz zaman 170’den fazla tanımlı hastalığı bulunmaktadır. Bunun içinde iltihaplı eklem romatizmaları var, bir de iltihapsız olanları var. İltihaplı olanların arasında en yaygın olarak görülenlerinden bir tanesi romatoid artritedir (RA). RA halk arasında iltihaplı eklem romatizması olarak biliniyor. Toplumun yaklaşık olarak yüzde 1’inde görülüyor. Türkiye nüfusunu 75 milyon olarak düşünürsek 350 bin ile 600 bin arasında RA hastası var. Bunlarda en yaygın belirti Sabah tutukluğudur. Yani hasta sabah kalkınca ellerini hareket ettirmekte zorluk çekiyor. El eklemlerinde şişlik meydana geliyor” dedi.

RA EN SIK 30 - 50 YAŞ ARASINDA GÖRÜLÜR
RA’nın ilerleyici bir hastalık olduğunu ifade eden Kuru, “Bu hastalık yavaş yavaş ilerliyor. RA’da genetik faktörler çok önemlidir. Bir ailede RA hastası bir birey varsa o kişide RA olma şansı 2 ile 15 misli daha fazladır. RA hastalığı en sık 30 - 50 yaş arasında görülüyor. Ama daha erken veya daha geç yaşlarda da başlayabiliyor. RA’nın en önemli şeyi, fonksiyonel kayıplara yani sakatlığa neden oluyor. 10 yılda hastaların yüzde 75’inde sakatlık meydana getirebiliyor. Ayrıca beklenen yaşam süresi 3 - 18 yıl daha azdır. Yani normalde ben 70 yaşına kadar yaşayacaksam, RA hastası isem 18 yıl daha az yaşayacağım. Ölüm riski normal popilasyona göre 2.5 - 3 misli daha fazladır. Ölümlerin yüzde 50’sinden fazlası kalp damar hastalıklarından meydana geliyor. RA hastası birinin kalp krizi geçirme olasılığı normal popilasyona göre daha yüksektir” diye konuştu.

TÜRKİYE’DE HER 200 KİŞİDEN BİRİNDE RA GÖRÜLÜYOR
RA hastalığının halk arasında iltihaplı eklem romatizması olarak bilindiğinin altını çizen Kuru, “Bu hastalık bitkisel tedavilerle, akupunkturla ya da kaplıca tedavilerle bu hastalık iyi olmaz. Özellikle kaplıca tedavisi RA için zararlıdır. Çünkü sıcağa sokuyorsunuz. İltihabın derecesini arttırıyorsunuz. Sıcakta hastalık daha hızlı seyrediyor. Sigara içenlerde RA hem daha sık görülüyor, hem de RA daha ağır seyrediyor. Bu hastalığın yüzde 100 tedavisi yok. Ama yeni kullanılan biyolojik ajanlar hastaların yarısından fazlasına klinik şifaya neden olabiliyor. Türkiye’de her 200 kişiden birinde RA görülüyor. Kimse bu hastalığını bilmiyor. Türkiye’de 350 bin - 400 bin hasta olması lazım, bizim baktığımız 20 bin - 50 bindir. Çünkü bu hastalık küçük eklemlerden başladığı için örneğin ellerde başladığı için hastalar ilk önce komşulardan yardım alıyor. Sonra ikinci basamakta doktora gidip film çektiriyor ama filmde hiçbir şey gözükmez. Dolayısıyla hastada 6 ay daha kaybediyor. Hastalık ilerlemeye başlıyor. RA bir hastanın bize geldiğinde 1 yılı buluyor. Halbuki 12 ayda hastalık bayağı ilerlemiş oluyor. Romatizmadan korkma, geç kalmaktan kork” şeklinde konuştu.

http://www.milliyet.com.tr/turkiye-de-her-200-kisiden-biri-romatizma-samsun-yerelhaber-401036/

Bel ağrısı deyip geçmeyin!

 Romatizmal hastalıkların ortaya çıkmasında aileden gelen genetik yatkınlığın varlığına dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Kuru, Ankilozan Spondilit (omurga romatizması) hastalığında genetik yükün yüzde 90 olduğunu söyledi. Temel belirtisi 'bel ağrısı' olan bu hastalağın sadece ileri yaşlarda değil, genetik olduğu için gençlerde de görülebildiğini belirten Prof. Dr. Kuru, "Bel ağrıları toplumda çok yaygın olarak görülen bir durumdur. Ancak söz konusu hastalıktaki bel ağrısı sinsi başlangıçlı olması, genç yaşta başlaması (genellikle 40 yaşın altında başlar), hareketle azalıp istirahatla düzelmemesi gibi özellikleriyle diğer bel ağrılarından ayrılır." dedi. 


Prof. Dr. Kuru'nun verdiği bilgiye göre romatizmal hastalıklar başlığı altında 170 ten fazla tanımlı hastalık var. Sadece ileri yaşlarda görülen rahatsızlıklar olarak algılanmaması gerekiyor. Genetik yatkınlıklara bağlı olarak küçük yaşlarda da bu hastalıkların görülebiliyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru, genetik olmasından dolayı romatizmal hastalıkların ailesel hastalıklar olarak ta adlandırılabileceğini kaydetti. Ankilozan Spondilit'i örnek veren Kuru, bu hastalıktaki genetik katkının yüzde 90'ı bulduğunu vurguladı. Romatoid Artrit (iltihaplı eklem romatizması) hastalığın da ise hastalığın ortaya çıkışında yüzde 60 genetik faktörlerin sorumlu olduğunu aktardı. Kişinin ailesinde eğer romatizmal hastalıklı olan bir kişi var ise o kişide de bu hastalığın bulunma olasılığının daha yüksek olduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Kuru, "Ailesinde bu tür hastalıklar olan kişilerde şayet eklem şişliği, sabah tutukluğu gibi yakınmaları varsa hemen bir hekime başvurmalarında yarar vardır." ifadesini kullandı.

HASTALIKLAR KENDİSİNİ NASIL GÖSTERİR

Romatizmal hastalıkların ayrı ayrı belirtileri olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kuru, bunları şöyle sıraladı:

Romatoid Artrit: İlk belirti eklem ağrısı ve sabah tutukluğudur. Bu hastalığa yakalananlar sabah kalktıklarında ellerini yumruk yapmakta, oynatmakta, kahvaltı yaparken çatal, bıçak tutmak da zorlandıklarını ifade eder. Biz bu duruma sabah tutukluğu ya da sabah katılığı diyoruz. Genellikle bu hastalar bir saati aşan bir sabah tutukluğuna maruz kalıyor. Şayet bir hastanın küçük eklemleri olan el bileklerinde veyahut büyük eklemleri olan ayak bileği ve dizinde şişkinlikler varsa mutlaka bir hekime başvurması gerekir.

Ankilozan Spondilit: Temel belirtisi bel ağrısıdır. Bel ağrıları toplumda çok yaygın olarak görülen bir durumdur. Ancak söz konusu hastalıktaki bel ağrısı sinsi başlangıçlı olması, genç yaşta başlaması (genellikle 40 yaşın altında başlar), hareketle azalıp istirahatla düzelmemesi gibi özellikleriyle diğer bel ağrılarından ayrılır. Burada bahsettiğimiz iki tür hastalık ta ilerleyici özellikleri olan hastalıklardır. Tedavi edilmediklerinde kendi başlarına bırakıldıklarında sakatlıklara ve şekil bozukluklarına neden olabilirler. Dolayısıyla bunların erken dönemde tanı alıp tedavisinin yapılması gerekir. Kireçlenme dediğimiz hastalık ise daha çok ileri yaşlarda görülür. Bu hastalıkta da hareket ederken ve merdiven inip çıkarken güçlük olması halinde doktora görünmekte fayda var.

İltihaplı romatizma: Bağışıklık sistemiyle alakalı bir hastalıktır. Burada vücudu savunmakla görevlendirilmiş bağışıklık sistemi yanlış bir şekilde eklemleri tahrip etmeye yönelir ve eklemde tahribata neden olur. Biz buna 'İltihaplı Eklem Romatizması' diyoruz. Bu hastalık eklemlerde şekil bozukluklarına, deformasyona ve sakatlıklara neden olabiliyor. En sık olarak el eklemlerini tuttuğu için kalıcı şekil bozuklukları el eklemlerinde görülür. Kamburluk ise daha ziyade omurgayı tutan iltihaplı romatizmalarda gözlemlenebilen bir şekil bozukluğudur. 

http://www.gazetevatan.com/bel-agrisi-deyip-gecmeyin-650470-saglik/

22 Haziran 2014 Pazar

Dededen miras romatizma!


Romatizmal hastalıklar, bilinenin aksine erken yaşlarda da görülüyor. Bu rahatsızlıklar, omurga ve iltihaplı eklem romatizması başta olmak üzere yüksek oranda genetik sebeplere dayanıyor.
Prof. Dr. Kuru, ‘romatizmal hastalıklar’ başlığı altında 170’ten fazla tanımlı hastalık olduğunu söylüyor. Bunlar yalnızca yaşa bağlı olarak çıkmıyor ortaya. Genetik yatkınlıklara bağlı olarak erken yaşlarda da sıkça rastlanıyor. Kuru’ya göre  genetik olmasından dolayı romatizmal hastalıklar, ailesel hastalıklar olarak da adlandırılabilir. Romatoid artrit (iltihaplı eklem romatizması) hastalığının ortaya çıkışında yüzde 60 genetik faktörler etkili örneğin. Kuru, kişinin ailesinde eğer romatizmal hastalıklı olan bir kişi varsa o kişide de bu hastalığın bulunma riskinin daha yüksek olduğunun altını çiziyor.Romatizmal hastalıklar yaşlıların kâbusu olarak bilinir. Ancak gençlerde de sıklıkla görülebiliyor. Bu tarz hastalıkların ortaya çıkmasında genetik yatkınlık büyük rol oynuyor. Hatta ‘ankilozan spondilit’ (omurga romatizması) hastalığında genetik faktörler yüzde 90 gibi yüksek bir oranda etkili. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru, bu hastalıkların sadece yaşlılara has olmadığını, genetik olduğu için küçük yaşlarda da görülebildiğini söylüyor.
Romatizmal hastalıkların temel belirtisinin eklem ağrıları olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kuru, “Romatizma dediğimiz zaman vücudun hareket ve destek sistemi olan eklemleri, kemikleri, bağ dokularını tutan hastalıklar aklımıza geliyor. Bunların da temel belirtisi eklem ağrısı yapmalarıdır. Eklemde ağrı, ısı artışı, sıcaklık, hareket ettirmekte güçlük varsa bu bir romatizmal hastalığın belirtisi olarak algılanmalıdır.” uyarısında bulunuyor. Hastaların en çok merak ettiği soru; “Romatizmal hastalıklarda kaplıca tedavisinin yeri var mı?” Prof. Dr. Kuru, “Evet vardır ancak iltihapsız romatizmalarda, örneğin kireçlenmelerde kaplıca önerilir. İltihaplı romatizmal hastalıklarda kaplıca tedavisi hastalığı tedavi etmekten ziyade kötüleştirici bir etkiye sahiptir. Hastalıktaki iltihabi aktiviteleri artırarak hastalığın ilerlemesine sebebiyet verir.” diye cevaplıyor.
Kireçlenme yaşlandıkça artıyor
Romatizma denince akla pek çok hastalık geliyor. Bunlardan en sık görülenler ise ‘romatoid artrit’ denilen iltihaplı eklem romatizması, omurga romatizması olarak da bilinen ‘ankilozan spondilit’ ve ‘osteoartrit’ denilen eklem kireçlenmeleri. Bunların yanı sıra sedef hastalığına bağlı romatizma, ailevi Akdeniz ateşi ve behçet hastalığı gibi romatizmal hastalıklar da yaygın. Kireçlenme hastalığı çok sık görülüyor. Kişi yaşlandıkça bu hastalık da artış gösteriyor.

Belirtileri neler?

İltihaplı eklem romatizması: İlk belirti eklem ağrısı ve sabah tutukluğu. Hastalar sabah kalktıklarında ellerini yumruk yapmakta, oynatmakta, kahvaltı yaparken çatal, bıçak tutmakta zorlanır. Sabah tutukluğu ya da sabah katılığı denilen bu durum bir saati aşabiliyor. El, ayak bileği ve dizlerdeki şişlikler ise hastalığın en büyük emaresi. Bağışıklık sistemiyle alakalı bir hastalık. Bağışıklık sistemi yanlış çalışarak eklemleri tahrip ediyor. Tedavi edilmezse eklemlerde şekil bozukluklarına ve sakatlıklara neden olabiliyor.
Omurga romatizması: Temel belirtisi bel ağrısı. Bel ağrıları çok yaygın görülse de söz konusu hastalıktaki bel ağrısı genç yaşta başlar. Hareketle azalıp istirahatle düzelmemesi gibi özellikleriyle diğer bel ağrılarından ayrılır. Tedavi edilmediğinde sakatlıklara ve şekil bozukluklarına neden olabilir.

Kireçlenme: Daha çok ileri yaşlarda görülür. Hareket ederken ve merdiven inip çıkarken güçlük çekiyorsanız doktora başvurmanızda fayda var. Zira kireçlenme, eklemlerde kıkırdak yıkımından (eklem harabiyeti) dolayı oluşuyor ve  eklem ağrıları ile tutukluğuna yol açabiliyor.

17 Haziran 2014 Salı

Romatoid Artrit Nasıl Bir Hastalıktır?

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakütesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı ve Romatoloji Bilim Dalı başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru Kanal 24'te, Meral Karadağ'ın sunduğu Sağlık Merkezi programına konuk oldu. Programda, 'Romatoid Artrit' nasıl bir hastalıktır, tanısı nasıl konur, tedavi yöntemleri nelerdir gibi hastalık hakkında merak edilen her şey cevap buldu.

Programı aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

http://www.yirmidort.tv/program.asp?pid=35&hid=890674

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Sabahları ellerinizi yumruk yapamıyorsanız dikkat!

Halk arasında “iltihaplı eklem romatizması” olarak adlandırılan ve dünyada en sık görülen iltihaplı eklem hastalığı olan “romatoid artrit”, Türkiye’de 350 bin kişide bulunuyor.

Sabahları ellerinizi yumruk yapamıyorsanız dikkat
Tipik belirtileri arasında “sabah kalkıldığında ellerin yumruk yapılmakta ve çatal bıçak tutmakta zorlanması, diz veya ayak bileğinde ağrı ve şişlik” bulunan romatoid artrit, önlem alınmazsa akciğerlerde, kalpte ve sinir sisteminde bozukluklara neden oluyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru, yaptığı açıklamada, romatizmal hastalıkların vücudun destek ve hareket sistemi olan eklemleri, kemikleri, kasları ve bağ dokusunu tutan hastalıklar olduğunu belirterek, romatizmal rahatsızlıkların dünyada en sık görülen hastalıkların başında geldiğini söyledi. Romatizma denince akla, halk arasında eklemleri tutan hastalıklar geldiğini ancak bazı romatizmal hastalıkların iç organları ve damarları da tutarak çeşitli rahatsızlıklara neden olabileceğini belirten Kuru, şöyle devam etti: “Artrit, eklem iltihabı demektir ve eklemde ağrı, şişlik, ısı artışı ve fonksiyon kaybı ile karakterizedir. Romatoid artrit ya da halk arasında bilinen adıyla iltihaplı eklem romatizması, dünyada en sık görülen iltihaplı eklem hastalığıdır. Türkiye’de yapılan çalışmalarda romatoid artrit sıklığı yüzde 0,5 olarak bulunmuştur. Ülke nüfusunun 70 milyon olduğu düşünülecek olursa ülkemizde 350 bin romatoid artritli hastanın bulunduğunu söyleyebiliriz.” 
“Sigara içenler riskli” 
Eklem romatizmasının kesin sebebinin bilinmediğini anlatan Kuru, şöyle konuştu: “Romatoid artritte hastalığın ortaya çıkışında yüzde 60 oranında genetik faktörler, yüzde 40 oranında da çevresel faktörler etkindir. Çevresel faktörlerden en başta geleni sigaradır. Sigara içenlerde hastalık hem daha fazla görülür hem de daha ağır seyreder. Romatoid artrit daha çok kadınlarda görülen bir hastalıktır.” 

Tanısı konulup tedavi edilemiyor!


7 Mayıs Dünya Ankilozan Spondilit Günü nedeniyle açıklama yapan OMÜ Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru, AS'in, leğen kemikleri ve omurgayı tutan kronik, iltihaplı bir romatizmal rahatsızlık oduğunu belirtti. Hastılığın ilerleyici olduğunu ve erken dönemde tanı konulup tedaviye başlanmadığında omurgada kamburluk ve sakatlıkla sonuçlanabileceğini kaydeden Prof. Dr. Kuru şöyle dedi:
"AS'de ölüm riski normal popülasyona yani hasta olmayanlara göre 1.5- 4 misli daha fazladır. Hastalık ağrı ve deformitelerle seyrettiği için vakaların üçte birinde de işgücü kayıpları meydana gelmektedir. Ülkemizde bulunma sıklığı binde 5'tir. Yani kabaca her 200 kişiden birinde bu hastalık görülmektedir. Erkeklerde kadınlara nazaran 3 misli daha fazla görülmektedir. Ankilozan Spondilit hastalığının kesin sebebi bilinmemektedir."

'TEMEL BELİRTİSİ BEL AĞRISI'
Hastalığın temel belirtisinin bel ağrısı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kuru açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Bel ağrıları toplumda çok yaygın ve çok farklı sebeplere bağlı olarak görüldüğü için ASli hastalardaki bel ağrısının diğer nedenlere bağlı bel ağrılarından ayırt edilmeleri çok önem taşır. Yapılan bir çalışmada AS hastalarının üçte birine yanlışlıkla bel fıtığı tanısı konulduğu ve bunların yüzde 7sinin ameliyat edildiği bildirilmiştir. Şayet bir hastada 40 yaşından önce başlayan, sinsi başlangıçlı olan, üç aydan uzun süren, istirahatle düzelmeyip, egzersizle azalan bir bel ağrısı varsa hekimin aklına mutlaka AS hastalığı gelmelidir. Erken tanı alan hastaların yüzde 50 sinden fazlasında klinik şifa mümkündür."


Sabahları bu testi geçebiliyor musunuz?

'İltihaplı eklem romatizması', Türkiye'de de 350 bin kişiyi etkiliyor. Tipik belirtileri sabah kalkıldığında ellerin yumruk yapmakta ve çatal-bıçak tutmakta zorlanması.

Sabahları bu testi geçebiliyor musunuz?
SAMSUN- Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru, romatizmal hastalıkların vücudun destek ve hareket sistemi olan eklemleri, kemikleri, kasları ve bağ dokusunu tutan hastalıklar olduğunu belirterek, romatizmal rahatsızlıkların dünyada en sık görülen hastalıkların başında geldiğini söyledi. Romatizma denince akla, halk arasında eklemleri tutan hastalıklar geldiğini ancak bazı romatizmal hastalıkların iç organları ve damarları da tutarak çeşitli rahatsızlıklara neden olabileceğini belirten Kuru, şöyle devam etti:
"Artrit, eklem iltihabı demektir ve eklemde ağrı, şişlik, ısı artışı ve fonksiyon kaybı ile karakterizedir. Romatoid artrit ya da halk arasında bilinen adıyla iltihaplı eklem romatizması, dünyada en sık görülen iltihaplı eklem hastalığıdır. Türkiye 'de yapılan çalışmalarda romatoid artrit sıklığı yüzde 0,5 olarak bulunmuştur. Ülke nüfusunun 70 milyon olduğu düşünülecek olursa ülkemizde 350 bin romatoid artritli hastanın bulunduğunu söyleyebiliriz."

SİGARA RİSKİ ARTTIRIYOR
Eklem romatizmasının kesin sebebinin bilinmediğini anlatan Kuru, şöyle konuştu:
" Bugün kabul edilen görüşe göre genetik olarak yatkın olan bireylerde araya çevresel bir faktörün girmesi sonucu hastalığın başladığı kabul edilmektedir. Romatoid artritte hastalığın ortaya çıkışında yüzde 60 oranında genetik faktörler, yüzde 40 oranında da çevresel faktörler etkindir. Çevresel faktörlerden en başta geleni sigaradır. Sigara içenlerde hastalık hem daha fazla görülür hem de daha ağır seyreder. Romatoid artrit daha çok kadınlarda görülen bir hastalıktır. Hastalık her yaşta görülebilse de genellikle 30-50 yaşları arasında daha sık görülebiliyor."
Hastalığın eklemlerde, özellikle ellerin küçük eklemlerinde ağrı ve tutuklukla başladığını söyleyen Kuru, "Sabah kalkıldığında hastanın ellerini yumruk yapmakta, çatal bıçak tutmakta zorlanması tipiktir. Sabah tutukluğu olarak adlandırılan bu durum 1-2 saat sürer ve sonra yavaş yavaş açılır. Hastalık bazen hastanın diz veya ayak bileğinde ağrı ve şişlikle başlayabilir. Bir veya daha fazla ekleminde ağrı ve şişlik şikâyeti olanların vakit geçirmeden doktora başvurmaları çok önemlidir. Çünkü romatoid artritte erken dönemde, ilk 3 ayda tanı konulmasıyla, hastalığı başarılı bir şekilde tedavi etmek mümkündür" diye konuştu.
İltihaplı eklem romatizmasının sistemik bir hastalık olduğunu ve eklemlerin dışında vücudun çeşitli yerlerine tutunabildiğini kaydeden Kuru, hastalığın gözlerde ve ağızda kuruluk yapabildiğini, bunun yanı sıra akciğerlerde, kalpte ve sinir sisteminde bozukluklara neden olduğunu belirtti.
Hastalığın tedavi edilmemesi durumunda ilerlediğini ve eklemlerde şekil bozukluklarına neden olabileceğini belirten Kuru, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Fonksiyon kayıpları ve sakatlıklara yol açabilir. Hastalık başladıktan sonraki 5 yıl içinde hastaların yüzde 20'sinde iş göremezlik oluşabilir. Çalışan hastalar işlerini layıkıyla yerine getiremezler ve sonunda işlerini değiştirmek ya da kaybetmek durumunda kalırlar. Romatoid artritte iş kaybı ve sakatlığın yanı sıra önemli bir sorun da beklenen yaşam süresindeki azalmadır. Bu hastalar hasta olmayanlara göre 5-10 yıl daha erken yaşama veda ederler. Ölüm nedenlerinin başında ise kalp damar hastalıkları gelmektedir."

İLERLEMESİ DURDURULABİLİR
Prof. Dr. Kuru, söz konusu hastalığın tedavisinde son yıllarda çok önemli gelişmelerin yaşandığını vurgulayarak, hastalıkta uygulanan tedavi stratejilerinin tümden değiştiğini, yeni kullanıma giren ilaçlarla özellikle erken dönem tanı alan hastalarda hastalığın kontrol altına alınarak ilerlemesinin durdurulup sakatlıkların önlendiğini sözlerine ekledi. (aa)


http://www.radikal.com.tr/saglik/sabahlari_bu_testi_gecebiliyor_musunuz-1182751

16 Şubat 2014 Pazar

Romatizma, yaşlı hastalığı mı?

Romatizma genelde yaşlı hastalığı olarak bilinir. Oysaki romatizmal hastalıkların ne yaşı var ne de tek çeşidi. Kireçlenme ve iltihaplı türleri olan bu rahatsızlık, çocuklarda bile görülebiliyor. Hastaların sosyal hayatlarını etkiliyor, hatta ömürlerini kısaltabiliyor.

Romatizma deyince akla ilkin mütemadiyen dizlerindeki ağrıdan yakınan yaşlı teyze ve amcalar geliyor. Oysa romatizmal hastalıklar tek çeşit değil. Kireçlenme tarzında olabileceği gibi iltihaplı türleri de var. Üstelik gençlerde hatta çocuklarda dahi görülebilen türleri var. Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı ve Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru, romatizmal hastalıkları, “7’den 70’e her yaştan insanda görülebilen ve sebep olduğu belirtiler (ağrı, şişlik...) nedeniyle hastaların sağlıklarını olduğu kadar sosyal hayatlarını önemli ölçüde etkileyen ve hatta yaşam sürelerini kısaltabilen hastalıklar.” olarak tanımlıyor. En sık görülen romatizmal hastalıklardan olan romatoid artrit dışında ankilozan spondilit, sedef romatizması, Behçet hastalığı, ailevi Akdeniz ateşi, sistemik lupus eritematozus (SLE), gut gibi romatizmal hastalıkların tanı ve tedavisi romatologlar tarafından yapılıyor.
Bu grup içinde en sık rastlanan romatoid artrit (RA), bağışıklık sisteminin başta eklemler olmak üzere vücuttaki dokularda hasara neden olması sonucu ortaya çıkan ve kalıcı sakatlığa sebep olabilen kronik bir hastalıktır. Eklemlerde ağrı, şişlik, katılık ve hareket kaybına neden olabilir. Görülme sıklığı en çok 30-50 yaşları arasında olmasına rağmen çocuklarda ve hatta gençlerde de görülebiliyor. Yine sık görülen hastalıklardan bir diğeri ankilozan spondilit (AS) yani bel kemiğiyle kalça kemiği arasındaki eklemin iltihaplanmasını ifade eden kronik bir romatizmal hastalık. İstirahatle geçmeyen bel ve boyun ağrıları, sertleşmesi ve halsizlik en önemli belirtilerinden.

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz.
http://www.zaman.com.tr/cumaertesi_romatizma-yasli-hastaligi-mi_2199544.html